Firuze
Hüzzama boyuyor yol boyu yaprakları rüzgar
Ben mecburi yolcu,hanı kundaklanmış hancıyım
Öyle bir yangın ki sinemde sinene sitemkâr
Bu yolda gördüğüm bütün hanlara yabancıyım
Hapsolduğun yerde beni anar mısın Firuze?
Bir çentiklik yerim var mı kalbinin bir yanında?
Herkes Cennet ister, narda yanar mısın Firuze?
Taşıyabilir misin gözyaşlarımı kanında?
Ben amansız bir firakın ağuşunda biçare
Sen gözlerimden ruhuma giren zehirli hançer
Göğün en ücrasındaki ulaşılmaz sitare
Bu saf gönlümse hala sana dokunmayı ister
Bir deniz önümüzde,peşimizde Firavunlar
Halâ riyâkar dualar dolaşır dilimizde
Ne sandığımız kadar temiz yüreklerimiz var
Ne de Musa'nın o kutsal asası elimizde
Firuze,ben serabının meftunu bir deliyim
Peçesini bile açmadı sen yokken kaç bahar
Gözlerindeki efsunu yalnız ben bilmeliyim
Onlar ki senden bana kalan yegâne yadigar
Vazgeçtim visalden hayâlin bile yeter oldu
Bir türlü uyutmayan misafir gibi her gece
Acımasız zaman der miki yeter,süre doldu?
Onu da alır mı acaba elimden Firuze?