Garson
Gözlerim de bir sevinç.
İçim de bir fırtına.
Sanki uçarak gelmiştim,
Senin için bu yere
Bekledim!
Saatler geçti senden hala ses yok.
Zembereği boşaldı tüm saatlerin
Yelkovan'ın çığlıklarına kulak verdim gizlice.
Oda benim kadar bedbahttı bu yerde.
Başucumda beliren garsonun sesi ile irkildim birden.
Şaşkındı bakışları(m)
Bir cevap bekliyordu benden.
Lal kesildi dillerim.
Yitik sevdamı,
Beklediğim adamı gördünüz mü diyemedim.
Yalnızca demli bir çay istedim.
Çayım çoktan gelmişti ama.
Sen yine yoktun
Hala kapıdaydı garsondan kaçırdığım
Seni bekleyen nemli gözlerim.
Gelmedin,
Gelmeyecektin.
İnsanlar bir bir boşaltırlarken mekanı
Hüznün en koyusuna kucak açtım ben.
Yokluğunda yarım kaldı sol yanım.
Katran karasına büründü,
Kozalı kırık beyaz perdeler.
Oysa ne ümitler büyütmüş,
Ne hayaller kurmuştum
Bir bardak çayın içinde
İki şeker olmaktı en büyük emelim.
Bir bardak demli çayın buharın da
Kayboldu gitti senli hayallerim.
O gelemedi gelmeyecek garson.
O yanımda yok ya
Artık tat vermiyor bana
Ne içtiğim çaylar
Ne de yürek közünde köpüren kahveler.
Haydi götür sen bu çayı
Karşı masada oturan aşıklara ver.
Ben kalkıyorum
Bu gün yaşadığım hüzün bana bir ömür boyu yeter...
Nacizane dizelerime ses olan
değerli kardeşim ; Sebahat Kara Hanıma sonsuz şükranlar sunuyorum
Nacizane dizelerimi incilerle taçlandırarark şiirimi günün incilerine layık gören ŞİİRKOLİK seçki kuruluna sonsuz şükranlar sunuyorum.