Gazap Buketi
Gözlerimin üstüne dikilen iki baykuş
Siyah sözkapaklarımı kilitli tutmanı sağlıyor diye
Kekremsi tadıyla boğazımda yer eden
Hıçkırıkları mahzun bırakacak değilim
Susacağım elbet
Falakaya yatırılmış öznelerin başlarını okşayıp
İğdiş edilen kelimelerin bel kemiğinden
Koparıp manaları
Alışkanlıklarımın nasırlı elleriyle
Alnıma süreceğim
Herkesin bildiği gibi
Daha biz dediğimiz gün vaad edilmişti bu kehanet
Üç borazan çalacak
Üçünde de ağlayacaktık şüphesiz
İnanmaktan korktuk
İçleri boşaltılmış lakırdı topluluğu deyip
Katlettik tüm keşişleri
Ta ki,
Cennetin kapısındaki
Küflü elma ağacının altında gözlerimiz sağılana dek
Benim rüyalarımın vitraylı pencerelerinden görülüyor artık mutluluk
Buğulu, hayali, acımtırak
Senin ise düşlerinin korkuluklarından düşüyor
Geçmişin arsız yüzü
"Topal iktidarınla yağdırdığın ateş
Kurak topraklarıma sunduğun gazap buketi şimdi"
Kundaklanmış baharlar öpsün
Saçlarının seyrelmiş kokusundan
Parçalanan ruhlarımızı üstüste katlayıp koyduğumuz günün şerefine
Düş salgını başlatalım
Ucuz çıplaklıklarıyla elma şekeri satan
Yosmaların sokağında
O kadar haklı olalım ki ölmek için
İdamımız
Aşkta boyun eğilen tüm sözler de
Kuralsız oynanıp kazanılan zaferler kadar ironik olsun.