Gece Görüşü
Saçları beline kadar indi gecenin
sanki kömür karası, ipekten bir duvar...
sesim, uğultusunda bir inilti...
ne kaldıysa senden
alıp götürdü bu kavruk rüzgarlar...
Oysa görüş günleri gibiydi sana yüreğim
ve hep uzardı kavuşma saatleri...
önce düşgezgini balabanlar üşüştü saçlarıma
kırağı tuttu bileklerim
ardından öylece kalakaldım
sonra düşlerime yağmurlar yağdı,
sayfalarca ıslandım...
gittin...
sonrasında hiç görmedim seni
öncesinde hiç...
bir yokluğun vardı,
duvarlarımdan sızıp, yüreğime damlayan
iki de gözlerin vardı,
içinde bir ben kırıntısı dahi bulunmayan
önce sabahlarıyla gittin kentin
sonra martılarıyla
'dalgalandım da duruldum' desede şarkıların,
durmadın hiç...
gittin...
kırık bir tarak gibi işlevini yitirmişti mutluluk
ve düzelmedi hiçbir eğrim de ki, ağrı...
ne zaman elimi cebime atsam,
bir eksikti hep hayat!
ağzımın sen kenarı kurudukça,
çatladı kelimeler dilimde...
pılımı pırtımı toplayıp saatlerden,
hece hece yüzüne çarptım yalnızlığın!
bir 'çıt' sesiyle kırılırken ellerim,
ki, biliyorum bendeki bir düş'tü,
sende bütün görülmeye değen...