Gel/me
Şimdi çıkıp gelsen diyorum
Kapıyı çalmadan girsen içeriye
Ne kapının anahtarını ne kalbimin kapısını değiştirdim.
Hiç bir şey sormadan sarılsam boynuna
Döksem gerdanına inci tanelerimi
Otursak hasbihal etsek gözlerimizle
Sussak en çok
Parmak uçlarımız anlatsa her şeyi
Saçlarını kulak arkasına atsam
Yüzündeki gölgeleri kaldırsam sessizce
Yer sofrası kursak önümüze
Öfkemizi
Kızgınlığımızı
Hıncımızı
Kırgınlığımızı yesek
Sonra sarılsak tatlı niyetine en şerbetlisinden
Gün batımı ,kızıl sürse saçlarına
Saçlarını boyasam güneşle.
Utangaç bir çocuk gibi
Adını söylesem kulağına usulca
Sen gülümsesen
Avuçlarımla alsam, yüzüme sürsem gülüşünü
Ama sen yine de gelme
Ne içime döktüğün köz,kül oldu
Ne de sırtımdaki hançerin izi yok oldu
SEN YİNE DE GELME