Gök Kırbaçları
üşümekten korkan yenilgiler başkası gibi dururken
akşam sözlerimin kıyametinde küskün biraz
toplamayın acıdan pay almış güneşi ayaklarımdan
nedense zaman durgun saatlerimde bugün
gelin yokuşlardan ay yangını anılar
bulut taşıyan yalnızlıkların gövdesinde aklım
beyaz ölüm kabarır
-beni kiminle bilirdiniz düşlerin serin sularında-
esmeden kentin uslu kumları gözlerime
selam el sallayan yaşlı ağaçlar
başak saçlarımı yalayan rüzgarlar
selam ey dirilmekten kurtulan hüzünler
ruhlarınız boşaltırken çığlığınızı zehirsiz duygulara
kök edinmiş umutlarda bağışlansın
öfkesi dinen suskunluklar
gece açsa da artık kuş ağzıyla sesini
uyumayan gündüzleri ayarttık aşka biz
göz kırptı kaç günlük ömrü olan nilüferler
delirdi iç içe daireler çizen denizler
bunlar mutlu günlerin uzun türküleri
hiç üzülme başını kaldırırken sevinç
kıştan kalan geçmişi örttü yenilen dönüşler
dayanın bu sissiz yollara deli adımlar
aydınlığa kaybolmaya imkanınız var
kıyılarda dağlarda şimdi adınız
silindi o acemi telaşlı gölgelerde
çatık kaşlı uçurum izleriniz
ve bakın
doğdu utanan kadınlardan ard arda mavi gülüşleriniz
nasılda sessiz o geceler
anlatırken bir güz yaprağına masalları
köprülerde başları
gök kırbaçlarıyla
kendini attı atacak
kim duyar ki sizi