Gönül Misafirhanesi
-//
-Gidişin enkaz yığın, söz bulmaz gönül lehçem
-Sanma yerli yerinde, tarumar gönül bahçem
Meğer misafirmişsin, yazık gönül hanemde
Haber bile etmeden, sessiz çekip gitmişsin
Nadide bir gül bildim, benzersiz has
bahçemde
Topraktan köklerini, dipten söküp gitmişsin
Gök kubbenin altında, söyle bana neyim var
Bir çerçeve, bir kapı, bir de kerpiçten duvar
Şu âlemde servetim, varım, yoğum bu kadar
Ne var ne yok dökerek, toptan yıkıp gitmişsin
Irmak gibi geçerdin, yüzümün sahrasından
Gönül coğrafyasının iç’sel haritasından
Çile dağımı aşıp, denizin noktasından
Yanışım söndürmeden, hızla akıp gitmişsin
Ölçüsüz fihristlerden, silerek adresini
Zalim tiyatrosunun, indirip perdesini
Sonunu düşünmeden, vurup son darbesini
İdamlık sehpasına, tekme atıp gitmişsin
Yasaklanmış yaprağım, yazıma kıştın demek
Çaresiz lisanımda, lâl yakarıştın demek
Figanım düğümleyen, son haykırıştın demek
Şu serçe yüreğime, kurşun sıkıp gitmişsin
Sessizlik ülkesinde, bırakıp benle beni
En paslı bıçaklarla yaralayıp sinemi
Şu aciz vücudumda mühürlenmiş gölgeni
Tırnağınla sökerek hınçla alıp gitmişsin
Bir bir örüp çelikten hüzün duvarlarını
Sebepsizce kapatıp sevda bulvarlarını
Ümit tarlalarının biçip buğdaylarını
Acılar harmanında beni ezip gitmişsin
Sen içmeden büyülü makbul sarhoşluğumdun
Ruhumun derininde iksirli boşluğumdun
Bütün kırgınlığımın muhteris hoşluğumdun
İyimser tabloları kırıp, yırtıp gitmişsin
-n u r e t t i n ÖNDER