Gözlerindeki Yaş
Gözlerinde yaş vardı gönlü kırılmış
Ağlamaklı sesiyle konuştu bir an
Ne konuştuğunu bilmiyordu kesin
Kal diyordu bir yandan bir taraftan git
Titriyordu elleri masum masum
Koca devran omuzlarındaydı ya artık
Ne yaptığını bilmiyordu kesin
Bir yumuşak konuşup okşuyordu
Bir esip gürleyip coşuyordu
Her an her şeyi yapardı belki
Zor gelmişti hayat daha baharında
Aslında hep kış olmuştu ona
Güneş doğmamış hiç ısıtmamıştı
Çiçekler hiç açmamıştı
Kuşlar ötmemiş civcivler çıkmamıştı
Engin zirvelerde tek gezmişti hep
Sahi o kartal gönle ne olmuştu
Neden usanmış yorulmuş bitmişti
Doğru ya! Anılar canlandı birden
İlk darbeyi ana kartal vurmuştu ona
Yuvasını kazanlar kuyusunu kazmıştı yani
Sonra zalim hayat ve avaneleri
Dizleri üstünde bir savaşçıydı ruh hali
Yıkılmadı ayaktaydı hala
Gözündeki yaşı silahı
Sesindeki kırılma hilesiydi artık
Göstermelik zırhı da üzerindeydi her zaman
Savaş yeni başlıyordu zannıyla
Onu yoğuran hayata kafa tutuyordu
Bilir mi bilmez mi bilinmez ama
Hayat kazanmıştı çoktan bu savaşı
Hülyalarda kalan anılardı onun gördükleri
Uyandığında çok geç olacaktı belki lakin
Onu avutan bir sözü vardı kendince
"Bunu da kendim yaptım diyeyim yeter"