Gözyaşı Kumbarası
Gözyaşı kumbarası
Önce bir sancıydı kasıkları inleten
Sonra...
Yürürken ayaklarım altından kayan zemin.
Sevinmeyi geç öğrendim
Düşmek kolaydı
Koşarken daha mı cesur insan?
Durun! Lütfen
Çocuk kalmak istiyorum
Sen gitmelisin ki bahar gelsin derdim kışa
İncittiğimi unuturdum her seferinde...
Her seferinde
Eylül kokulu yaşlı zaman karşılardı beni.
Sonra yüzüm, ellerim meğer soğuktan değilmiş.
Geçmedi.
Üşüyen ağaçların gölgesi de soğuk olurmuş
Ne çok şeyin üstünü kapattık
Oysa sen gidiyorsun diye
Yaşlı bir bahar girer koynuma.
Ar mıdır?
Kâr mıdır?
Düşünürümde düşümde gömleğim yırtılır sırtından
Ağırlaşır içine düştüğüm zaman
Bağırarak ağlamak gelir içinden susarım.
Ve içimde kurulu seferi saat
Göçebe bir umut bırakır
Gidiyorsun değil mi?
Sonra derin ifadesiz bir bakış
Konacak dal arar
Telaşın yandığım dünya
Altmış yılın kısa bir Hulâsası
Geride kalan beni gibi
İçi sıkıntı dolu
Gözyaşı kumbarası...
şiir mustafa doğan
yorum züleyha özbay bilgiç
fon hüznlü gurbet Ahmet Özhan