Gülsarı
rakı sofralarının sırma bıyıklı masalı
saraylı kadınların düşlerini süsleyen
erotik nazarlık, sufi köşelerinden
doğruluyor, arkaik süsleri haremin
ve kazanlarda dut pekmezi ağarıyor
libasların altındaki yürek tetikte
yola koyulacaklar çağdaş çelebiler
gerekirse Anadolu'dan geçilecektir
darbuka sesleri gibi acele edilmekte
bir çift göl olup seyre duruyor kadınlar
usta kalçalarıyla, gizleniyorlar düşlere
Uygur ve Medine'li nihilist bir yaşama
keyifli nargileler gibi sunuluyor sevi
kervansaraylar çiziliyor düş görümlüğü
ulanmış zamanın kabuğunda konakladığım
bu yaşamdan arta kalan sesler tedirgin
ney boğumlarında soluklanırcasına sufi
salgın ve terli sevmelerin ortasındaki
hercai sultanların okşandığı çardaktan
sefa pezevenkliği-meczup sarışın atlar
kaldırım yosmasıdır aslında doğan güneş
aynalarımızın içinden gülümser aydınlığı
ateşle boyamak için uzayın dilsizliğini
ışıklı kargılar fırlatır uzağa