Gülüşümle Ölüşüm
çelimsiz bir düş gördüm
gerisin geri dönen bir adam
açlığında talan olmuş
talan lafına pek alışmış
darbe ve debdebeye kendini alıştırmış
uyuştukça morfinlenen
kendini bir hiç sanan muamma
kuytularında bir sentezin
manalarında gizli bir şiirin
iç çekişlerini duydu
köşe başında kıvrılan dedenin
yokoluşuna ağladı
gözlerini ovuşturmadı
inanmıyordu zaten
ya da yok sayıyordu gerçekleri
sersemlik bu ya
bakar kör dü
varoluşuna tesadüf dedi
bilirsin ben senin için varım
aslında ben yokum diyecek kadar
değersizdi
kendini bir rulete sürükledi
kurası olmayan bir çekilişe
girdikçe geçimsizlik vadilerine
çoraklaştı
estikçe sevimsiz rüzgarlar
uğultulu ve gürültülü
melodi saydı...
kusur var mı acaba hamlelerimde
kimse anlamaz belki de beni
içten ağlıyorken bir serçe yuvasında
zaten kim anlar ki kuş dilinden
ben se körebeyle teselli bulan pembe yanaklı bir çocuk
geleceğin kucağına umut fitiliyle bağlandım
kararmış göz bebeklerim
bembeyaz irinler taşıdı
taşırdı kalbinin haykırışlarını
gizli bir gülüş gibi
sezemedi kimse
oysa ağlıyordu köşede...