Güneş Dolunaya Karşı ...
Dolunaya kurşun işlemiyor....
Defalarca ateş ettim uyanık kabuslarımda ,
Gülümsedi ....
Ne sigaram , ne mum ışığım ,ne tıngırdayan alaturka .
Dolunay dize gelmiyor,
Kıvranıyorum uykusuzluklarla ...
Uykum olur musun ?
Sen bahçemdeki o görkemli agacı bilmezsin,
Hiç görmedin ki...
Kıvrılıyorum gölgesine ,
Dizlerim ellerimin arasında.
Tanıdık bir şarkı dilimde,
Senden yadigar bana ...
Öyle kibirli ki bakışı ,
Hiçe sayıyor etrafını çemberleyen yıldızları ,
Yalnızlık kadar büyük ,
Yalnızlık kadar ürkütücü,
Koruyucum olur musun ?
Yok yok !
Senden yana değil gözlerimin karanlığa direnişi .
Öyle bir baktım ardıma ,
Çocukluğum kadar yakın,
Çocukluğum kadar uzaksın bana ,
Dolunay gibi ...
Elimi uzatsam tutacak ,
Milyonlarca yıl yürüsem kavuşamayacak gibi .
Kayboldum ardımda bıraktığım zamanlarda,
Pusulam olur musun ?
Şimdilerde çocukluğumu düşünür oldum yalnızlığımda
Ne çok severdim dolunayı
Şarap kadehinin dibinde miydi o zamanlarda uykularım ,
Masal anlatan bir annem var mıydı benim?....
Bir masal istiyorum şimdi
Dolunay üzerimde gezdirirken sinsi gözlerini,
Ağacın karanlık gövdesinden kurtarıp bedenimi,
Sevgisini fütursuzca üzerime serecek,
Dolunaya kurşunu işleyecek bir masal...
Masalım olur musun?
(fi tarihi -Istanbul)