Güz Yağışı
yastığım
kirpiklerimden sızan yaşla dolu
sıcak
ve ağrılı
sesi küskün
sığırcıklar
yaklaşır pencereme
onlara da malum olur
hislerim
aşksızlığın eksilme vaktidir
bilirim
s/isli gözlerim
demler çehreni buruk
yalnızlığın ıslığı çalar
öksüz gecelerimde
fesleğen kokusu bulanır ellerime
oturur yine yüreğime ağır bir yumruk
otur
saçlarını sulasın gözlerim
ve tarasın saçlarını kirpiklerim
ısırığım acıtsın derinden
ısırgan otu batsın kalbine
ten ayrığı bu aşk
süzülürken terinden
korkutur
her güz yağışı
yalnızlığım tasalanır,tehnalarda
sığındıkça aşkına
sıkıştıkça gözlerinin ışığına
gözlerimi döker kapına
ardında bıraktığın
intizarı dizginler şiir
ve ürkek bir kadının
içindeki cenini düşürür bir gece daha
ölüm kusar şafak,güneşe
kaç kadın kuşattı kimbilir aşk
kaç kadın aşka hamile
kaç kadın serildi taşlıklara
şeytan çöktükçe
yığılacak günahlar üstüne
bir düş cesedi taşır
vagon vagon,bu kahpe şehir
kokuştukça s/ağırlaşan
bu yarı ölü bedene
sarmalanacak
günahkar kundaklara
ağlamaklı ve savunmasız
bir aşk daha
boşalacak yüzümün yamacından
kesik kesik
masumiyeti uçuşacak aşkın
ebabilin kanatlarında
ve kirpiklerimdeki
tortular vuracak kıyılarına
ve cehennem patlaması yüreğim
duyulacak
sendeleyen secdede
ve bilmem artık bulabilir misin beni?
bu harabede....
27/9/2011/salı
İstanbul.....
Kız kulesi....