Hancının Feneri
Yak fenerleri be hancı,
Yak ki yağ koksun ortalık.
Biraz da aydınlık olur belki,
Karanlıklara inat,
Biraz da aydınlık.
Belki.
Belki dememe bakma,
Eski fenerler yok ya ona yanarım,
Sen fenerinden de engindin be hancı.
Yolcuların vardı silip süpüren,
Şarapların hep mis ti,
Yatakların yün.
Özledim be hancı,
Lastiklerin değil de kağnıların yırttığı yolları,
Gacur gucur öten tekerlek seslerini.
Sen de özledin değil mi?
Bir çift öküzün getirdiği nevalenin tadı başkaydı,
Her tekerlek dönüşü bal olurdu kuru ekmek,
Her kağnı gülen yüzlerle çekerdi kapıya.
Motor sesleri yıkmış dünyamı,
Başımı kaldırsam havada,
Suya düşsem suda.
Özledim be hancı, hem de çok özledim,
Yaşlandım mı ne?
Ben sana geldim, yoksun, han boş,
Olsun be hancı, sen kokuyor yine her taraf,
Eskisi gibi değil, kağnılar da yok,
Masalar sarhoş,
Masalar kırık dökük,
Adın yazıyor yandaki mezar taşında.
Birazdan yola devam be hancı,
Terk edilen oldu artık o koca şehir,
Birde geçmişim.
Geride kalsın karanlık yıllar,
Yak fenerini be hancı,
Aydınlanmaya ihtiyaç var,
Ben geldim, son bir kez da aydınlık olsun artık buralar.
08.10.2009.istanbul