Hane-i Ferdayı Vatan Edersin
Sisten kesif, tayın tüyünden ince
Karanlıklar kâbus gibi inince
Dalarsın çukur bir hayale önce
İklimi bahar, vakti tan edersin.
Kalbin yanar çorak topraklar gibi.
Haykırırsın sanki duyan var gibi.
Bin ah ile maşrığı ve mağribi
Dolanır, beyhude figan edersin.
Vagonlar yararken gam çeperini
Bir hicran ateşi kaplar derini.
Eritir hattın tüm demirlerini
Gurbet katarını raydan edersin.
Kabil-i zeval bir düşün peşinden
Volkan olup kara kışın peşinden
Divaneler gibi seğirtirken sen
Genç ömrünü yakıp ziyan edersin.
Nağmeler teselli vermez, faydasız
Ne annen senledir, ne sevdiğin kız.
Vefa köprüsünden geçerken yalnız
Ağlayıp eşkini tuğyan edersin.
Ve senin yüreğin öyle derin ki
Kıyasta sığ kalır denizlerinki.
Bezm-i cihânın tüm yükünü sanki
Göğüs kafesinde pinhan edersin.
İhtimal inersin varlık atından
Ruhun kılıç gibi çıkınca kından
Göç edip diriler kâinatından
Hane-i ferdayı vatan edersin.