Heba Sevdaların Ardından
Sen yalnız değilsin
Şiirlerin var senin, demiştin...
Miş'li bulutların lacivert öfkesiyle hatırladım hüznü
Aşığıydın elzem vedalarına esmer saçlarını koyup,
Rüzgârın kızı gibi uzaklaşman içimdekilerden
Bilmukabeleydim özlemine
Şimdi hangi çakıl yaşını tutsam, yağmur maviyi uyutur gözlerimde
Töleranslar üzgündür
Denizin hüznü rüzgârla salınırken ıslak bir güncede
Gecenin açlığı, ölü bir yaprakla seviştiği ana denk gelir
Sonra susmuş bir gerçeğin yanağında sığıntı kalır yalnızlık
Ve ha deyince mutluluk
Şükrü Erbaş'ın dediği gibi " Günleri öpmek " gelmez içimden
Kapalıçarşı yorgunluğu yapıştı hafızamın bileklerine
Kanatmaya utandım ve ölmesini hiç istemedim yaşadıklarımızın
Sana benzeyen gölgelerin eteklerine haykırdım
Ay hırsızı oluşunu kutladım, çıkmaz hıçkırıkların düğüm gününde
Kelimeler alkışladı sensizliği
Eskimeyen ıslaklığımın kirliliğinde
Ayrılığın kazalarını ilmik ilmik yüreğime saydım
Nice aşkın gün ışığı besmelesi sanırlardı bizi
Orijinal sevdaların niyetiydik
Hatırla, hasta yatağından uyandırırdık bizlik yazmaları
Sonra kadınlar tanıdım, spesifik düşlerine flu gerdanı takıp,
Aynaya baktıklarında gölgesini haykırdığım
Çift cinsiyetli sokaklarda büyüttüğünüz o tek eşlilik kuramınız
Onlar bizi katlettiğiniz kirli bir kadınsal sancılara benzer
Ya da ölümlere tanık oldunuz ateşperest bir şarapla
Diyorum ki;
Edep, ahlak hiçbirinde kalmadı
Nerede o sevgi, saygı çerçevesinde yaşanılan ömürler
Öldü diyorum, Marilyn Monroe'lar, Sophia Loren'ler
Bir adamı en ücra gerçekliğine sevk et !
Belki de yalnızca çocukluğaydı samimiyet...