H/iç Yontusu
aşkın uğramadığı dar sokaklarındaydık,
şimdi hayatımızın..
ne ıslanmaktan korktuğumuz yağmur yağıyordu,
kendimizi kandırmaya niyet gözyaşımızı yamamaya çalıştığımız..
ne de herhangi bir seyyar satıcı geçiyordu.
mısıııırr diye yankılandığında evlerin gri duvarları,
kendinden utanan çığlığımıza ses olmalıydı,
biryerlere çarpıp çarpıp tokadını dimağımıza indiren..
çiğköfteci parmakları arasında benliğimizi yoğurmalıydı,
acısı bol..
belediye işçileri süpürmeye çekinir olmuş pislikleri.
geçen senenin tarihine tanıklık etmiş gazete haberleri,
zamanı uyuşturmuş alkol şişesini ne kadar sıkı kavrasa da,
unutulmuşluklara sığınarak feragat etmişti,
vicdan azabından..
diğer tekinin cinayet aleti olduğunu kimsenin bilmediği,
sivri topuk kırmızı ayakkabının derisini buruşturmuş güneş,
bu manzaradan nefret ediyordu belli ki,
bir süredir sokağımıza uğramıyor..
ahşap evin köşesindeki kan lekeleri,
hangi kürtajımızdan kalmaydı..
hangi savaştan yadigardı,
rengi kirletilmiş,beyaz'a aç bayrak..
hangi zaman yitirdik aşk-ı vefayı,
ne zaman bitirdik o son sigarayı..
-en son ne zaman buradaydı ?
-hatırlamıyorum..
-neden gitti ?
-bilmiyorum..
-sen ne bekliyorsun ?
-hiç !..