Hiçliğe
Hiçliği seviyorum ben, yokluğa aşığım...
Geceleri ona dönüyorum yüzümü
ve ağrılı hep nemli yastıklarda uyanmaktan başım...
Üzülünce ona sövüyorum,
mutlu olunca ona gülüyor yüzüm
içimde hep bir boşluk, ruhum boşlukta kayık...
savruluyorum dilediği yönde;
yarı uyanık, bazen ayık.
yakamoza hasret ışık bekler oluyorum
feneri sönmüş kulelerin dibinde...
kimi zaman bir sızı peyda oluyor göğsümde;
ta şuramdan, sol yanımdan yürüyüp gidiyor
içerilere t derinlere...
dişlerim kenetleniyor o zaman,
konuşmadan pusup kalıyorum günlerle sayılamayacak kadar uzun bir zaman...
göğe dikiyorum gözlerimi; sızım keskinleşiyor
yokluksun, yok olmasaydın var olurdum...
içim dolu; bakma işte öyle yaşıyorum.
günler geçiyor, ben sana hasret yok olmayı dileyip duruyorum...
sonu yok;
yokluğu var etmeye gücüm yok
yokluğunu sevecek bir kalbim var fark ettim ki sonu senliğe yakın
yalın ayak yürüyorum şimdi çimlerde..
ufka yaklaşmaya hevesli ağır ağır soluyorum havayı,
ne dersin bilmem; hiç düşündün mü sen de buluşmayı?
söyledim ya yoldayım,
artık hiç de uzak değil bana varlıkla yokluğun sınırı...