Hudut Kartalı...
Ne vukaatlar aldık seninle....
Memleketten gelen mektupları
Yazıcının elinden zorla alıp
Er mektubu görülmüş yazısı yok diye
Bölük komutanından
Azmı dayak yemiştik ....
Göze batmıştık devrem...
Bölükte hiç durmazdık
En pis yerlere göreve gider
Bir nevi cezaya çarptırılır
Halimizden şikayetçi olmaz
Beraber güler beraber ağlardık...
Azmı pusu attık şahintepesine
Kaç kez soğuklarda sabahladık
Zifiri gecenin sessizliğinde
Silahımızla gerdek olup
Kaç kez seviştik mevzide
Sevdiklerimizin niyetine....
Üzerimizde pançolarımız....
Sağanak yağmurların altında
İdare eder diye yenisini alamadığımız
Bizi yalnız bırakmıyan yırtık botlarla
Ayak izlerimizi bıraktığımız yaylacıkta
Azmı devriye gezdik dilimizde dualarla....
Teskereye birkaç ay kala...
Geceleri karakolda hazır kıta beklerdik
Hani torunlarımıza anıları anlatacaktık
Son çatışmaya giderken taranmış
Ünümorktan kendimiz yere zor atmıştık
Azraili ensemizde hissetmiştik...
Mermiler havada uçuşurken...
Hani seninle helalleşmiş
Karayılanı hiddetle çalıştırıp
Mayonları tüketip
Hainleri püskürtüp
Zaiyatsız mangayla geri dönmüştük...
Terhis alırken son vedada...
Seferberliğimiz vardı ikimizinde
Tekrar gelirmiyizki diye sormuş
Aynı yerde aynı silahı istemiş
Sensiz buralara gelmem demiştin
Ne o sözünden döndünmü devrem...
Sensiz kanadı kırık bu kartalın...
Uçmasını beceremez bu yarayla
Sana son vefa..
Söz veriyorum..
Olaki çağırdıkları anda
İki kişilik mücadeleyle gelirim sana....
Hudut kartalından hudut kartalına...
Mekanın cennet olsun devrem....
(Kalp krizinden ölen candostum ALİ coşara vefa borcumdur)