Hüsran Yokuşu
Bıraktığın yerden başlıyorum sevgili
Adresim aynı; hüsran yokuşunun zirvesindeyim
Bugün günlerden mavinin ertesi...
Sağa sola çarparak adımlıyorum yalnızlığı
Sokak sokak dolaştığım adresleri unutuyorum
Virgülünden, üç noktasına varana dek
Yani dibine kadar yaşıyorum sensizliği
Affedilmez hatalar yapmışım
Affet demek haddime değil,
Giden olmayı beceremedim
Gönderilen olmaktan ve gidişine çaresiz tanık edilmekten
Aşk, cezası idamlık bir suçmuş, öğrendim
Mahkeme kuruldu hakim koltuğunda sen,
Sanık sandalyesinde ise ben vardım
Kalem kırıldı
Ve ben son arzumu söyleyemeden
Ömür boyu sensizliğe mahkum edildim...
Anladım ki ölümsüz sanılan sevgi de bitermiş
Bitmese de yok sayılabilirmiş,
Biliyor musun,
Senin için yazdığım her satırın
Artık kurma dediğin hayallerim gibi maviydi rengi
Ve ben son satırlarımı da maviye boyadım...
Neyse artık gitme vakti
Yine her zaman ki gibi vazgeçen ama gidemeyen rolündesin
Bu filmin kötü adamı yok artık,
Nasılsa figuran ölünce film etkilenmez...
Ha unutmadan son arzun neydi diye merak edersen
Benim için sabah uyandığında aynaya bak olur mu?
Hoşçakal hayal tanem...