Hüznün Kadın Yüzü
saçlarının telinde başlar, yağmurun kokusu
siyahın koyusuna çizer, yalnızlığın rengini
kırılmış kanatlarıyla bir kuş
kemikten kafesinde
gelmeyeni bekleyerek, devirecek yılları
avuçlarından bırakıyor tüm sevgileri
inci taneleri gibi saçılıyor yere
aşkın yaralarken karaladığı bir kalbi
aklamakla geçirecek ömrünü
anılardan sızıp gelen hatıraları
susturuyor yeniden
gölgesinden bile susuz, çatlamış dudakları
yüreğine bir güzellik konsun istiyor
şiire doğru uzanıyor parmakları
ateş ucunda kanını dokuyor kalemi
kaybolup gidiyor
sakladığı tüm duygular içinde
gölgelenmiş gözlerle
yazacak gizlenenleri
belki birazdan, hüznü dağılacak
dizlerinin üzerine çöküp
unutacak herşeyi..
oynayabilmek için
felekle uzatmaları.....
ilerleyen yaş, geçen zaman ve zamana tespih taneleri gibi dağılmış kadınlık halleri. Sanki taneler hiçbir şekilde bir araya gelemeyecek. Sarkıtılan ipler asla bağlanmayacak birbirine.
Avucumuzda kırık cam parçaları...
Söyleyin, nasıl temizleyeceğiz onları..
Biz temizlenirsek evren temizlenir çünkü..
Kısa bir tatil
Biraz yazma molası..