Hüznün Külleri
Yalın ayak yürümüyorum artık..
Bu şehir'in yıldızları kaybolmuş benim gibi
gecede isyan sessizliğe vuruyor
ve ben öylece yapayalnız avuçlarımı sıkıyorum
kimse görmüyor hüznümü!
Benim çığlıklarım var
içimde küçük bir kız çocuğu
görmedim gün yüzü
saç tellerimin sayısı kadardı kederim
ay yine bugün bakmıyor yüzüme
gözlerimin içinde sancılanıyor ismin.
Uzaksın
hep gidiyorsun
yinede aldanmıyorum yalan sevmelere
yaşamalıyım diyorum,
Sonra
yalnızlığımla kalıyorum
ve açıyorum radyo mu
hep mi hüzün olur
hep mi ayrılık şarkıları
olmasın benim dünyamda ayrılık !Olmasın
İçmeyelim
vurmayalım kadehleri birbirine.
Artık baharın adı olsun
sen hiç gitme ve benim ol
omzun kaderim olsun
ağlayacaksam senin gözlerinle ağlayayım
içinde saklı kalan çocukluğumu sadece senin gözlerinde göreyim
öyle ya seninle çocukluğumu yaşıyorum
seninle gülebiliyorum
şimdi gidersen ben yine yarım yamalak tökezlerim
düşerim sonra.
Düşlerime yırtık kefen giydirme
ölmedim belki ama
gidersen tutunacak mecalim kalmayacak
yine uçum da ayaklarım
yine şizofren duygularım bırakmayacak beni
bir deniz sessizliğinde boğulacağım.
Sen gidişinle sesli çığlıklar bırakırsın
ama bilmiyorsun ki
sen gittiğinde kalbimin sessizce
damara ilmik atıp
kefene sarıldığını.
Gitme!
NOT: Arkadaşım bir gün içini döktü ve bana bir şiir yazar mısın dedi. Okuduğumda gözleri dolmuştu. Yazmak kadar güzel bir şey yok aslında okurken hem mutluluğunu hem de içinde hüznün bir kez daha ne kadar derin olduğunu fark ettim. (Değerli arkadaşım Elif bu kız seni çok seviyor.)
(06.08.2015)