Hüzün Divanı
Göğsümde kilitli kalan o kadim hicran,
Yakarken içimi, deva bulunsun istemem.
Kırk kapı kapansa da bu kimsesiz gönlüme,
Çilesiz gecelerin serinliğini istemem.
Gözlerinin buğulandığı o kırık aynalarda,
Yüzümün güldüğünü görmeni istemem.
Yârimin gözlerinde sönmeyen bir düğün var;
Karanlığı giyindim, görünmek istemem.
Suskunluğum bir yemindir şu garip zamana,
Sözün bittiği yerde ferman istemem.
Yâr eşiğinde toz olmak dilerse bu can,
Başka bir iklimde süslü bir harman istemem.
Gönlümün çölünde estikçe o soğuk rüzgâr,
Yaramı saracak tabip, derman istemem.
Gözümden dökülen her damla onun aşkınadır;
Kederimle yansam da külüme umman istemem.
Son kadehte tortusu kalsın bu hicranın;
Aşkın pazarında başka bir kâr istemem.
Devran dönsün, yansın bu hüzün divanı;
Senden gayrı bir dert, bir de yâr istemem.
Adını anarsam geceye leke sürülür;
Sırrımı açacak aydınlık gün istemem.
Ben senin gölgende kaybolmaya razıyken,
Anılsam da maziye yazılacak şan istemem.