İçimizden Geçen Ülke
küsmüş bize gökyüzü toplamış mavisini üzerimizden
narkoz yemiş akşamlarda büyümüyor umutlar
bir ülke geçiyor içimizden usulca
üzerine serpilmiş ölü toprağı
uyuyan bir ülkenin güzelleriyiz
çürüyor su/ kızıla boyanıyor her yer
dudaklarımız gelincik tarlası
sütü bozuluyor anaların
kına kokmuyor artık
saçlarımda büyüttüğüm burçaklar
gelin toplayın
aç yatıyor çocuklar
tellerine takılırken deli gömleklerimiz
bağrımızda göçmen kuşlar ürüyor
karanlığın soğuk eli değiyor topraklara
nadasa durmuş çöllerde vaha
kıyamet sessizliği akıllara zarar
tanımsız bir pişmanlık şimdi her yerde
hani bizimdi tüm göçebe yürekler
yakılan kitaplar
yasaklı türkülerle büyümedik mi
kim engel olabilirdi bize bizden başka
toplansa da tehlikeli şiirlerimiz
konuşacak kadar yürekliyken dilimiz
şimdi bakıyorum da oturduğum koltuğa
çok zamandır oradayım hiç farkına varmadan
ayaklarımda kimselerin görmediği pranganın izi var
düşlerim bile bilmem kaçıncı uykusunda
bir ülke geçiyor içimizden çırılçıplak
sularında dindirsem içimin çatlamışlığını
yunsam saçlarımı Fırat'ın soğuğunda
kıskansa Yeşilırmak
Harran'dan vursa yüzümüze bereket
sevinçten ağlayarak toprak toprak
dağlarında nergisler açsa yine sevdalarımın
kekik koksa özlemlerimiz sızlayarak
bir ülke geçiyor içimizden ağlayarak
Karadeniz kudurmuş öfkesinden hoyratça
Anzelha'da ağlaşmakta balıklar
hani aktık
hani paktık
ne işimiz var yusuf kuyularında
kuyular dipsiz
kuyular karanlık
kuyular korkak
bir ülke geçiyor içimizden
..................................................... utanarak...!