İki Yüzüncü Şiir/İm
git
ayaklarının izini bırak kalp kırıklarımın yanına
pespaye geceleri
esaretinin altına gizleyerek
alaca düşlerini fısıldayarak çapkın ayın gözlerine
kuşanarak
nesilden nesile hüznü
bir bakış fırlat kavakların arasından süzülen olmazına içtenlikle
laf olsun
torba dolsun
diye sakın konuşma benimle
tek bir kelimem yok artık sana dair heybemde
yokluğuna nasihat olsun diye
duyamayacaksın nefesimi
asla hissetmeyeceksin
ve topraklarıma yeniden hayal kırıklığı ekemeyeceksin
çekip git sorgusuz sualsiz
yalnızlığımı yanıma sar ve sorma neden diye
cevabını alamayacaksın çünkü
damarlarımdayken antika sevgin
belli bir süre arsız telaşım geziyor
yaması yapılmamış yolların çizgilerinde
nispeten eriyor katılaştırdığım buz
kor ateşler eskide kalıyor
gözlerim yaşlı, yaslı, ağlıyor sarsılarak
güceniyor gölgelerin düştüğü iklimlerin sabahı
kasidesizken
edebiyat
gazelsizken
söz sanatları
buhrana kapılıyor
kapılarını kapatıyor şiir dükkanı
isyan var
bugün kapalıyız
diyor
kristal heceleri
saçlarımın kırıklıklarında yerlere saçılıyor
güleç yüzlü güvercinlerse
havada mavi elbiseleriyle
imge atıyorlar yerlere doğru
tutamıyorum
çünkü sebepsizliklerle doluyum
gidişine yakışıyor
bu kara sancılar
zor günlerin bitimine denk geliyor
açık renkli yazlar
önümüz bayram
ve açılıyor tüm ayrıksı avuçlar
dolduyorum bütün şekerliklerini
kayıp atlaslarıma
patlak veriyor iki yüzüncü şiir
im
bu satırlarda...
07.10.12