İnanabileceğim Bir Masal Anlatın Bana Anlatın da Uyuyayım
Nisan yürüyor, mayıs emekliyor, haziran henüz doğmamıştı.
O daha doğmadan haziranda doğanlar vardı.
İlk baharın adımlarını duyar gibiydim kuytularımda..
Denize adımı karıştırıp, arınmalıyım bu aylarda...
Ateş böceği derlerdi bana...
Yarım hazirana inat hiç ışık saçmazdım etrafa.
Kendi içime yanıp sönerdim.
Gözyaşımı döksem dumanlanırdı yüreğim .
Kime dokunsam nisan hüznü bulaşır parmaklarıma..
Vurgun yemiş aşıklar dokunur ömrüme..
Bu yüzden bu denli hassasiyetim.
Karanlık dolaplarda korkmuşluğum var.
Ütüleyip astığım benliğim, kimseye giyinemediğim.
Denizleri evim sayarım ben, kumları aşım.
Ekmek arası tadında gecelerim, ezgiler tavan yapar kulaklarımda..
Çocukken parkta düştüğüm de kanayan dizim değil ömrümmüş diyorum şimdilerde..
Sanki büyümüşüm gibi..
Yıllar önce minik bir kuştum.
Kayboldum.
Hiçliğimde...
Ah kendi etrafında dönen deli dünya,
Ah acınası yalnızlığım.
Nisan bitti bitiyor derken ömür geçiyor.
Af Allahım, Af...
Affolayım nazarında, büyümesem de olur gözlerinizde..
İnanabileceğim bir masal anlatın bana, anlatın da uyuyayım..
13/04