İncir Çığlıkları
Telaşa verdim aklımdaki kırılgan kaldırımları,
Sızlasın içimin güneş kızılı gizliliği.
Sesimin yüreğime dağılan incir çığlıkları,
Tepelerken geceyi döngü çukuruna,
Uçurumun yeşil yolunda cenneti dinleyen ağaçlara koştum.
Göğsüme sarılmış perdelerin ihtişamlı sesi,
Gülümseyen ayın huşusu soyunuk tenimde.
Dudağımdaki çağrının suya düşen uğultusunda,
Işık lekeleri unutsa da bizi,
Yakamdan düşmez bu yeryüzü.
Önce kanatlarını büyütür göğe,
Sonra dans eder kelimelerimin üzerinde.
Çünkü onları özgür bırakan bir şey vardır,
Bırakmazlar maviyi.
Kıvılcım gölgelere taşınan bulutun,
Aydınlık kokusudur toprak.
Gün gelir, sır testisine güzelliğini dolduran ıslıkla,
Karanlığa peçesini vurduğunda,
Yüzü açılır ufkun.
Karanlık yıldızları kendine çektiğinde,
Aydınlanır düşler ırmaklar boyu.
Bir sabahı ağzından öptüğümde,
Şaraplaşır dilimde dağlanan bahçeler.