İnsanca Yaşamak İçin
Eşitlik bir masal değil, toprağın bize bıraktığı vasiyet.
Ayazı yemiş sabaha kadar,
bir çocuk bekler kapının önünde.
Rüzgarın taşıdığı eski bir türkü,
dağların gölgesinde kaybolur yine.
Toprak sert, gece uzun…
İnsan dediğin neden bu kadar yalnız bugün?
Bir çoban ateşi gibi umut,
karanlığa karşı duran sıcak.
Kim tutacak elimizi,
kim saracak bu yarayı?
İnsanca yaşamak için,
omuz omuza durmamız gerek.
Çocuklar gülmeli yeniden,
gökyüzü çocuklara kalsın.
Yarınlara inanmak için,
korkuyu kapıdan sürecek bir yürek…
Bir ses ol, bir nefes ol,
karanlığa karşı bir yürek.
Bir işçinin nasırında gördüm,
alın terinin kutsal hakkını.
Bir kimsesizin ahında gördüm,
sessizce yutkunulan bir feryadı.
Yollar çetin, yükler ağır;
ama insan dediğin dayanır.
Bir söz kadar güçlü umut,
bir ağıt kadar eski barış.
Kim kaldıracak bu karanlığı,
kim yakacak o ışığı?
Ayaz diner, sabah doğar,
Anadolu’nun en eski duasıdır bu:
Eşitlik bir masal değil,
toprağın bize bıraktığı vasiyet.