İşin Aslı Bu
Ne kadar sevdiysem,
O kadar inkâr ettim hep.
Her defasında kendimden,
Kendime kaçışlarımın bedelini ödedim aslında.
Geri dönüp baktığımda keşkelerim karşımda duvar gibi dikilip,
Gözlerimi karalara bağlıyor artık.
Varlığı yoklukla aldatıp,
Üstüne bütün acıları yudum yudum içmek,
Benim harcım sadece.
Bir de rüzgâr eserse...
Şimdi ne yazsam sana çıkacak,
Biliyorum.
Aslında yazmasam da sana çıkacak.
Hayır, ümitlenme!
Bu bir aşk yazısı olmayacak.
Aslında bu sana sitemlerimin toplamı,
Bu sana bütün nefretlerimi uçuruşum...
Dedim ya bu gece karaları bağladım ben gözüme.
O yüzden sen bu satırları okurken,
Benim gözümde nefret olacak.
Bu defa gitmeyeceğim öyle uzaklara falan,
Kendimi kendimle kavuşturmuş olacağım.
Evet, bu bir terk edişin son satırları...
Sana yazabileceğim son satırlar.
Hani her yazımda anlamını kurcalamadan,
Şeklini eleştirirdin ya.
Çok üzgünüm(!) sana bu defa o fırsatı vermiyorum.
Ben bu satırları sana yazarken,
Sen kuyudan düşmekte olacaksın.
Yani, ben seni, benim güvenilmeyecek ipimle,
Derinlere salacağım yara bere içindeki ellerimle.
Ben sana ümit etme demiştim!
Şimdi ne kadar dolu dolu olduysa gözlerin,
Ben o kadar güleceğim.
Önceden olsa oturup ağlardım ya,
Şimdi o kadar geçmişe gömeceğim.
Beni bütün üzüşlerin,
Bütün bekletişlerin,
Ağlatışların,
Sen inanmasan da başka bir hayata,
Ben yanına bütün azaplarımı göndereceğim.
Yani işin aslı sevgilim,
Asır geçmesi gerekecek seni tekrar yazmam için...