Jiletimsi Olasılıklar
Kendimi başka bir rüyada bulduğumda,
Işıkları aç;
Burada bir şeyler var.
Sanırım içkili küçük binalar gördüm:
Sallanan gökdelenler, yerden bitme yapıtlar.
Üzerine basıp geçtiğim şehirleri öldürdüm.
Sonra kanadı herkes, görünürden kayboldu insanlar.
Bana baktın,
Bense kendime hiç o kadar bakmamıştım.
Bugünlerde, dozajın ötesi ile ilişkilerimiz ne denli sıkıysa,
Aşk, ona göre söyleyeceğini bitirip tükürmüştü yüzüme.
Kahretsin! Kahretsin, bu muhafız tutamadı aklımı;
Öyleyse bırak gelsin, zaten damarlarımda aşkı.
Pekâlâ, girdaplanan düşlerin jiletimsi olasılıklarıyla
Pelte, tortu ne bıraktıysan
Saklarım, saklayabilirim yaralı bedenimi
Ve şimdi, korkulacak hiçbir şey kalmadı.
Gözyaşlarının kanıtsızlığı yozlaştırıyordu davayı.
Bir hükmü yoktu bu acının,
Biteceği belirlenmiş bir günü de.
Verilen sadece bir 'zaman' vardı,
Herkesin ne zaman geleceğini bilmediğinden,
Zamanın içinde kaybolduğu halde
Bulamadığı, rastlaşamadığı
O hayırsız, unutkan zaman.
Aynadaki adamı tanımamak üzücü
Ve önyargı...
Evet, gerçekten bu adamdan nefret ediyorum şimdi:
Saçları darmadağın,
O günlere 'içki günleri' derdi.
Çıkmakta olduğu merdivenin basamaklarıyla yarışamayan
Ve onlara 'düştüğümde uyandırın beni' diye tembih eden
Tembel, ağlak ve garip bir şekilde çenebazdı.
Tanrı'yla atışır, nedenlerini sorardı,
Kaybedeceğini bilerek.
Meleklerle konuşur, onlara irade satın alırdı;
Tanrı'ya, kurallarına karşı koymak adına.
Lâkin, ben hatırlarım bu can yakan kokuyu:
Kanı kıskandıran şarap kokusunu.
Nasıl unutabilirim ki, hiçbir koku bu kadar yakmamışken canımı.