Kaderin Cilvesi
Yan yana bitişik iki denizin,
Birbirinden farklı dalgalarıyız,
Ben tuzluyum, içilmez...
Hatta sevilmezim.
Sen tatlı sularda seyir halinde,
Bencil gözlerinle,
Kendinden başkasını görmeyen kadın...
Sana Eminönün'den süslü bir tekne getirdim,
Üstünde balık ekmekle
Ağzımız soğan kokmasın diye ayıran parmaklarım,
İştahımı açan deniz kokulu gözlerin var.
Bir bardak turşu suyuyla kabaran sevincim,
Her zaman limona olan o alerjin,
Ve kaderin cilvesi...
Şimdi bir balığın kılçıklı yalanlarından kanayan,
Bilerek üstüne tuz bastığın yaralarımı getirdim...
Sana Tophane'den bir nargile getirdim,
Marpucunda beni bitiren efkâr,
Közünden ısındığımız muhabbet var.
Aromasından aşk damlarken,
Kaderin cilvesine bak...
Keyfe keder tüttürdüğüm dünyamı,
Tersine çevirmeye yeten o sözlerini getirdim...
Sana Gülhane parkından bir çay bahçesi getirdim,
İçinde ısmarlanmayı bekleyen bakır demlikler,
Sırf seni anlatıyor diye titreyen dizim,
Tonlaması gittikçe zorlaşan sesim var...
Üst üste yakılan sigaralar,
Boğazımda düğümlenen kelimeler,
Ve kaderin cilvesi...
Alın yazıma yeni bir hikâye kazıyacak,
İkimizi delip geçecek o kalemi getirdim...
Sana Çemberlitaş Sineması'ndan bir bilet,
Yanında patlamış mısır yerine,
Bir avuç gözyaşıyla kendimi getirdim.
İçinde sevilmeyi bekleyen bir yürek,
Sırf sana bakıyor diye körleşen gözüm,
Gittikçe kendisinden uzaklaşan özüm var...
Yavaşça açılan kapılar,
Dudaklarımdan dökülen kelimeler,
Ve kaderin cilvesi...
Beraber başladığımız filmi,
Yalnız başıma bitirdiğimi gösterecek
Üstünde oturduğun o kırmızı koltukları getirdim...
Sana Sirkeci Tren Garı'ndan eski bir vagon,
Ayakta kaldığımız kapısından,
Beraber izlediğimiz İstanbul'u getirdim...
Dışından Cennet bahçesi şehri,
İçinden çürüttüğünü bil diye,
Sırf sende burada nefes alıyorsun diye,
Sessizce öldüğümü gör diye.
Ve kaderin cilvesi...
Hayatımın üstünden geçecek trenin yollarına
Ellerinle dizdiğin o rayları getirdim...
Sana Pierre Loti'de bir akşam,
Bir fincan kahve,
Bir bardak çay getirdim.
İçinde yanaklarına yapışan macun,
Gözümüze takılan manzara var.
Mezarlıkların üstünden geçtiğimiz,
Sessiz ve korkulu teleferik,
Ve kaderin cilvesi...
Ölmeden mezara gömdüğün kalbin,
Üstüme sinmiş gölgesini getirdim sana...
Sana kendimi getirdim,
Getirmez olaydım ki...
Bana Cehennemde bir döşek serdi,
Boğazıma kadar doldurup,
Üstüne yalnızlığı serpti.
Bana kalbimde kilitli şiirler,
İsminle açılan dizeler,
Ömrümü ayıran virgüller,
Her şeyimi sonlandıran
Karanlık noktalar verdi...
Ben getirdiğimi sevdim,
Sen götürdüğünü,
Kaderin cilvesi...
Ne bilirdim,
Güzel olan her şeyin,
Bir gün sürdüğünü...
02.25
15.07.2012
Cuma