Kalemime İthaf
' Tanrı değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmem için bana huzur verdi; değiştirebileceğim şeyler için cesaret; ikisi arasındaki farkı anlamam için akıl '
Anlamadın daha kendim
İki artı iki dört
Hangi deniz tuzundan ayrılır
Hangi gök bulutundan
Sayamam yıldızları
Kalbine eremediğim kadar...
Hadi kalemim bıkmadın mı ?
Kendimi kalemlemekten
Her yerin karalama çıkardı
Kıymık kıymık yırtık parşömen
Genzim yanar türkü yüzünden
Türkün ki ruhum eşi yâr
Anahtardı yaşam kilitlerine
Neden hiçbir kapıya uymadı...
Kapılar
Kapılar
Kapılar
Hep yıldırım ışığında aydınlanandı...
Anlamadın daha kendim
Düşen yaprak dala yabancı
Dökülen yağmur bulutuna
Ruh bile olmuyor mu?
Bedenden çıkınca yabancı
Anlamadın daha kendim
Koynunda demlendiği sevdiği
Anla o kadının
Kalp mesihi
Dilin olsa da içinde o yâr
Sağır kalbe alay gelir kahkaha gider
Ölüm devrişen olur yankısıyla sözler
Hadi kalemim topla kendini
Kadere tebliğ mi derdin
Yazıldığına yaz gerisi karalama...
Yazıldığından gayrisi filizkıran fırtına
Gece olsa da
Farkı olmasa da biten günden
Bak deniz masmavi
Ufkunda can çekişse de küçük kız
Gamzelerinde taşıdığı sevinç arefesi
Bayramını bekler yetişmiş yüreğinden
Ümit var hâlâ
Güneş başucunda nöbette
Yürek buzuna tuz
Karanlığı boğacak cevher
Sarıl ona kalemim
Sarıl sarıl sarıl kolların tutarken daha...
_Dilemma Sancıları _