Kan/dil
Rüzgar nasıl kurutsun poyraza çalan göz yaşlarımı?
Ve nasıl hecelesin küçük bir kız çocuğu görmediği baba sevgisini...
Caddelerde kimsesiz sevişmelerin nidaları yükseliyor artık
Tozlu gazete küpürleri arasında kaybediliyor yitik söyleşmeler
Ve bir kız çocuğu ona çok görülen sevgiyi dişliyor iri bir dağ eteğinden...
Seyyah yokoluşlar arefesinde
Siyah vuruyor insanların yüzüne!
Sayısı yok pervasız düşlere yazdığım dilekçelerin
Henüz cismi bulunmamış hayaller üretmek istiyorum artık sevgisizliğime...
Ben her gece o kız çocuğu için kandiller yakıyorum araf'ıma...
Tan ağardığında şiirlerimi eskitiyorum hecelerimde...
Şehrimin her tepesinden gençkızlığımın çığlıkları yükseliyor geceye
Aldırmadan soruyorum sessizce...
Neden?
Neden çok görüldü körpecik bir yüreğe baba sevgisi?
Şimdi değiştiremediğim zamanların şerefine ölsem ben...
Şiirlerime assam bedenimi!
Ve ayağımın altındaki tabureyi sevgiyi çok gören kişilere tekmeletsem...
Değişir mi sanıyorlar yaşarken köreltilen çocuk düşlerimi?
Ah İstanbul ah
Aç hadi kollarını yığılıyor yüreğim tepelerine!