Karanlık Suların Ecesine Mektup
bak saat kaç olmuş
gelmedin bu gece
ılık karanlık sularda sensiz kaldım
yansımamı kaybettim çoktan
bu yüzden yoktum kendime
ve ben yokken sen de olamazdın
bu gece olmadığın gibi
karanlık suların ecesi
sende kalan yanlarımı yakmışsın
yastığının altında bir şişede saklarmışsın
kedilerin oynarmış gündüzleri
geceleri senin ellerin
yalnızlık çekerken de
şişe oynarmış ruhunu
bazen de sıkılır bırakırmışsın şişeyi
karanlık kokusuz sulara
derin bir öğle uykusunda görürmüşsün
yüzen şişenin üzerindeki kedilerini
onları kurtarmak için şişeyi de kurtarırmışsın
şişe hep kedilerinin yüzünden
sen hep şişe yüzünden kurtulurmuşsun
yansımasız karanlık sulardan
o saniye beni düşünürmüşsün
bir anda olsa
o anları ben hep bilirim
ecenin kanat çırpışı bir tufan gibi
yakar belleğimdeki anıları kokuları
yol kenarına atılmış hayvan ölüsü gibi kalırım
kıpırdamam
ses çıkarmam
ölü olduğuma inandırırım kendimi
diğerlerine ve karanlık suların ecesine
inandırırım ki
beni bir daha atmasın fırtınalara
sancının merkezindeki ıslaklığa
uzaktan seyrederim
kıpırtısız hayatını
ayak seslerini sayarım
kedilerinin seslerini duyarım
çiçeklerinin kokusu gelir ölü burnuma
yalnızlıklara sırtımı dönerim
ölülerin yalnızlıkları kayıptır çünkü
cansız olmak ya da öyle görünmek
bir an heyecan verir bana
huzur dolar içim
ve içim yanar
susarım bir bardak suya
suyu veren bir ele
o an siyahlara bürünmüş ece gelir
ağzına kadar gülümseme doldurulmuş bir bardakla
haziran,2009