Kaybolan Şehir
Bulutları dolduruyor çığlıklarım,
Şehrin en ıssız yerine damlıyor;
Oluk oluk parmak uçlarım,
Oluk oluk sırlarım, akıyor.
Tenhalarda mazgallara akan cesedim,
Kalbindekiyle eşleşen parmak izlerim,
Hiçbir aşkla eşleşemez yitik eşkâlim.
Alıştırdı yalnız oynamayı ve kaybetmeyi bende,
Bir gün çekip gittiğinde inandığım şeyler.
Bense seni aradım bu kaybolan şehirde,
Karlar kapatmadan ayak izlerini, kapattığı gibi sözler.
Sür kendini ruhum, sıyırıp bedenini aşktan.
Aynı soydan, kim bilir belki daha eskiden bu yalan.
Zerafet düşecek, gözyaşları gibi gözlerimden,
Senin gibi aynı kaderi paylaşacak şimdi zaman,
Çıkıp gidecek benden.
Oysa kanatırken her savuruşunda kendini,
Bırak damlasın ruhun avuçlarıma,
İçerken ben tamamlansın;
Ömrüm parça parça sana.
Alıştırdı yalnız oynamayı ve kaybetmeyi bende,
Bir gün çekip gittiğinde inandığım şeyler.
Bense seni aradım bu kaybolan şehirde,
Karlar kapatmadan ayak izlerini,kapattığı gibi sözler.
Hayalimsi karanlık araladı gözlerini.
Unutmuştu ağlamasını bile,
Hayat sanki o günün geleceğinden habersizdi.
Bizse, kanımız damarlarımızda durmadan kirlendik yine
Kaybolan şehirde;
İskelet yapıtlar,
Aşk kokan rüzgârlar,
Ölüm getiren tırabzanlar
Ve ırzıma geçen aşk hikâyelerimle.