Kopuk Mısralar...
her sabah gözlerimi
senli karanlıklara açmak kadar
anlamsız bekleyişlerim
aldığım her nefes işgal ediyor
sinsice bedenimi
yıkıldı tüm inançlarım
en sevdiğim bahar gelişleri bile
sönük kuytu yaralarımda
yakışmayan gülüşler
her an ihanete uğrayacak can emaneti
canımın içinde sen
beni resmeden işte kopuk mısralar
kalemimden dökülen yalanlar kadar
gerçek bu hayat
yok oluş gerçek
senin için bana düşen yok oluş...
inadına akan kan damarlarımda
her nabız seni bulma telaşında
ayrı iki ten bende
ruhum senin
bedenim benim
dalgalar kadar özgürsün oysa
kalbimden çıkarıp atmadığım tutsaklığına inat
tutsak olan sen mi ben mi
tutsak olan mısralar
tek yolu var
senli cümleler kurmak
masumiyete uzak duruşta mesafeler
sensizliğe ise yakın takipte
vurgun yedi bütün canlar bu dertte
ayrıldı yerle gök gibi
senin olan ruhum
bende kalan beden
sahte ayrılık
yanımda olmayan hayalin kadar
her güne taçlanmış güneşin gidişi kadar
aya duyulan düşmanlık kadar
içimde saklı
sahte geç kalışlar
pişmanlığa kavgalı olmamalı