Körler Ülkesi
Güneşle pek arası olmayan,
Karanlık gecelerden geliyorum.
Gözün gözü görmediği,
Dilin lâl kesilip,
Güzel sözlerin işitilmediği,
Körler ülkesinden...
Burada sevmek suçmuş,
Ve söylemek harammış gibi,
Sanki aşk bir günah,
İnsanı içinden çürüten,
Sinsi bir yaraymış gibi,
Dünyası bir diken,
Gördükçe batarmış gibi,
Çok sigara içildiğinden olsa,
Havası tütün,
Havası hüzünmüş gibi,
Bütün sözler yalan,
Ve inanması kolaymış gibi...
Yine başımın üstünde
Seyir halinde dert bulutları,
Hepsinin yükü belli,
Bir avuç yağmura tutsak...
Ya bu yangını söndürecek,
Ya da beni boğacakmışçasına,
Korku ve endişeyle
Kaplıyor yüzümün coğrafyasını.
Kaçsam kendisinden,
Gölgesinde eziliyor,
Dünyalara yetecek dertlerin,
Enkazı altında kalıyorum...
Hangi ele uzansam harabeyim,
Kendi hüzün duvarına,
Hızla acıyı iğneleyen,
Meczup bir terziyim desem,
Neyi değiştirir?
Elimde ki iğnenin ipliği,
Bir ucundan gönlüme bağlıysa,
Ya da mutluluğun bana olan borcu,
Ağma olan gözlerde,
Hibe edilmeye mahkûmsa...
Benim ki de söz,
Benimki de kelam işte,
Dilsizin sağıra laf anlatması...
Körün kendisiyle körebe oynaması...
06.38
17 Temmuz 2012