Köylü Kızına Ağıt
biz de isterdik el ele olmayı
zaman geçtikçe umutlara kement atamaz olduk
özgürce bir birimizi sevemedik
yüzlerdeki sahte gülücüklere aldandık
Ana imiş, Ata imiş, döverdi
kocaymış hem severdi , hem söverdi
ne kadar sıkıymış canımız
o kadar zulme direniyor hala bir yanımız
kaybedenler daha iyi anlarmış ya
gönül nazenin de güller hiç açmazmış
gün gelir saçlarında lapa lapa kar yağar
bahar görmeden gelirmiş kışları
böyledir bu kazın ayağı
yalnızlık bizlere baki kalır
gökyüzüne barış çiçekleri ekelim desek
biz kalırız sap gibi orta yerde
kırlar, bozkırlar neşeyle, çocuk sesleriyle çağlasın
iğne oyası gül teninde saklı kalmıştır bir kere
kötü yazmıştır yazanlar yazgımızı
köylü kızının al duvağın da parlar ,gökteki ay yıldız
çeyiz sandığından çıkıverir,
sevdiğinin ucu yanık mendili
kuş olup uçmak ister ya,
beceremez bir türlü
törelere kurbanlık koyun gibi verilmiştir ne de olsa
türküler söyleyemeyecektir yavuklusuna
usulca eğilip kara toprağı öptüğünü görürseniz eğer
bilin ki sonuna gelmiştir düşlerinin
ağıtlar yaktıysa eğer yanık yanık
başını önüne eğip,kül renkli gözlerini gelinliğine diktiyse şayet
tüm ümitlerin öldüğü
gençliğinin boşa gittiği andır işte
bir fatiha muhtaç vuslatı
//işte böyledir bizim köylü kızlarımızın hazin sonları//