Küllerimden Doğuyorum
17 EKİM ...
sensizliğin kahredici sogugunda,
yaşamla ölüm arası kısa bir çizgideyim,
aldıgım her solugu,havaya her katışda,
kilometrelerce öteden çınlıyor sesin...
sesin kulaklarımı parçalarcasına yükseliyor göklerde,
yüreğim hazin köşelerde,gözlerini görme isteğiyle yanıyor,
ve ben her zerremde sana kanıyor, sana koşuyorum...
körpe bedenimden süzülen her bir kan ,
gözlerime varlıgını getiriyor..
sözlerimi..
aldanışlarımı...
kapılışlarımı düşünüyorum...
belki asla değmeyecek bir sevdanın yüreğime hoyratça kan ağlatışını ,
beni delice bataga sürükleyişlerini kızılların ...
çılgın sevilerin zalim gecelerinde kendimi ne denli kaybedişimi...
unutamadıklarımı,
unutamayacaklarımı..
ve beni cesaretle çekişini bataklıgımdan yaşam pınarlarının ...
sonra...
sabahlara kavuşamayan gecelerin,
bataklıga veda edişlerini anımsıyorum ekim gecelerinde...
ve her onyedi Ekimde ;
çılgınca nefret edişlerim kandanve kan kızılın'dan..
neden sonra bir kez daha ölüm-yaşam...
ve küllerinden doğmak neymiş ,
yangınsa sevdam!..
bataklıklara veda edişimin hemen ardından,
yürekte çırpınan bir yaşama sevinci,
ellerimde titrek kalemim,
dizimde yanık bir koza,
ve gözlerim kahverenginde çırpınadursun;
seni seviyorum...
seninle sende yaşıyorum...
her bir zerremde sen oluyorum,
sen kokuyorum adım başı,
ve umuda kavuşmamın çılgın zaferini kollarında kutluyorum...
bir dilim çikolatalı pastada yüreğinden süzülüp can buluyorum,
ve gözlerinde sen oluyorum,
ben oluyorum...
birtanem ;
seni çok seviyorum..
ve her Onyedi Ekimde yeniden,
sil baştan...
.......................Küllerimden doğuyorum...