Küllerinden Doğar mı Yine Şu Genç
Hatrına gayyalar ile sal benim özümü
Düşmesin dilimden şu Anadolu türküsü
Bir gün olur ya; öterse şavkın bülbülü
Duymasın ülkem, ne hüzün, ne de keder
Ölümüm varsın mahşere düğün olsun
Kınından çıkan kılıç boynumu vursun
Yeter ki şu albayrak rüzgârları savursun
Duymasın ülkem ne gam, ne de tasa
Çıkacağını düşünme umutlu bir yarına
Belki sabahı zor eder bu zindanda yaşam
Sen bütün varlığınla aydınlığa çabala
Duymasın ülkem ne cahil, ne cühela
Sevmek bir gönlü içten içe çok mu zor
Sevmenin ne olduğunu git Ferhat'a sor
Sen hele şu gönlü bir sevdayla yor
Görmesin ülkem ne bela, ne de sala
Yorulduk artık asırlardır kan görmekten
Bıkmadı hâlâ kardeşi kardeşe küstüren
Aç gözünü, iyi belle, bu toprakta zulüm güden!..
Belasını senden bulsun, değil namertten!..
Elbet bir gün güneş doğar pencerene
Kalkarsın yatağından dertsiz ve tasasız
Düşmeden cehalete bir yanlış ile
Kahret karanlığı, çünkü hayat acımasız
Umutlarını sakla gönlünde bir bir yeşersin
Sen daha açmamış rengârenk bir çiçeksin
Işığa aç yüzünü, görenler imrensin
Çalıştıkça ışılda, varsın çark dönmesin...
Ancak o zaman kırılır belanın tahtı
Ve yine o zaman çizilir aydınlığın sathı
Sen elinden bırakmazsan o kutlu bayrağı
Uğramaz yanına ne keder, ne de gam
İşte, silahın elinde tahta bir kalem
Karaladıkça zenginleşen lüküs bir alem
Eğer çalışırsan kendinden ödün vermeden
Yıkarsın cehaletin şahsını, yeniden...