Kuşlar Gece Ölür
Dieses Gedicht wurde am 26.07.2016 zum Gedicht des Tages gewählt.
saçlarımda sarıyı
gözlerimde sevdiğimi arama anne
saçlarımın sarısını buğday başaklarında
gözlerimi delikanlı çağımın
ebedi sevdasında bıraktım anne
şah damarımdan fışkırırken arşa al kanım
gök kubbenin mavi çehresinde tutuştu
yağmur çiseciklerine üşüşen gözyaşlarım anne
yandı kefen tanımayan masumiyetime
damlayan yüreği ayın
şafağın kirpiklerinde pıhtılaştı
yerlere saçılan çocuk gülücüklerim
al Anne sol göğsümden nişanımı
bağrına bas
dünden yetim düşlerimi anlat ona
her akşam yolunu beklediğim
gittiği seferden dönmeyen babamı anlat
bir çift yeni ayakkabıya günlerce nasıl çalıştığımı
uçurtma uçuramadığım kırları anlat
yağmur basan evimizi
tütmeyen bacamızı
katıksız aşımızı
en çok en çok da ninemim masallarını anlat
Yemen Seferinden dönmeyen dedemi
Çanakkale Harbinde şehit düşen amcamı anlat
omuzlarında gezdir anne!
uykularımın ay yıldızlı rüyasını
tan yelinde süzgün mavilere sal saçlarını
sabah yıldızının nemi düşsün
açılmamış gül goncası dudaklarına
yanaklarında allanan tan vurgunu
kuşları çağır anne
kan dolan gamzelerimin
hilal damlayan suskunluğuna
denizlere kopsun
hür sevdamın dalga dalga etekleri
kara yelin duvağından essin
yurdun dört bir yanına
güvercinlerin ak kanatlarından aksın
gün kızılı sancıların
esaret tanımaz doğumlarına
değmesin anne değmesin diye
hainlerin o pis eli
ebedi sevdamın kınalı parmaklarına
git! Uşak makamında yankılanırken ihaneti zalimlerin
lâl olan dilleri doğranırken
dilkeşhaveran makamının minarelerinde haykır
delikanlı çağımın çiçeği burnunda sızısı
dökülürken içi parçalanan göğün bendinden
deşilen plesantasından denizin
ölü doğururken gelincikler
Gümüşdere'nin susan marşına
dalında solan menevişleri haykır anne
zalimlerin kana susamış kuduz sıfatlarına
şimdi benim kıyılarımda toprağa düştü
ağzı açık son nefesin ilk cemresinden
henüz tüylenmeden serçe yavruları anne
sustu çığlıkları üniformamın
sende ağıt yakıp oğlum öldü diye ağlama
ağlayıp da karaları bağlama anne
şahadete yükselmiş yüreğimi dağlama
ben Kandil'e doğan şafaklarda süzgün
güneşin nabzını Yüksek Ova'da
avuçlarında tutan asker
benim postallarımda titrer
inlerinde satılmış kahpelerin şerefsiz dölleri
ben şanlı Türk'ün ölümsüz neferi
ölüm saçarım anne! Ölüm
bayrağıma göz diken soysuzlara
hücrelerimin boynundan asılan
künyemden şaha kalkarım bin defa
bin defa doğarım doğranmış dokularımdan
kırarım nazlı hilâle uzanan o pis eli
sen yeter ki ağlama
dik tut eğilmesin o güzel başın
alçakların önünde
giderken son nefesimden
üzerime kopan ezanlarla sevdiğimi
sessizce ört üzerime
nazlı kızımı anne
son defa aç kuzuna kucağını
doyasıya çekeyim içime kekik kokulu sineni
sonra anne sonra
hep gülümse bakıp göklere
bakıp Türk'ün şanlı bayrağına
ve unutma
kuşlar gece ölür anne ...