Lüsyen
ergen düşlerin avuçları terliyor kış gecelerinde
çete savaşlarına benziyor ihtiraslı sevişler
kanırtıyor yüreğini tarifsiz bir efkâr
bereketli serçelere karabasan büyüsü yapıyor sakallı teyzeler
adem elması gırtlak dansı yapıyor hıçkırık sokağında
sarp yola sapıyor şehvetin çocukları
sızlak bir kahkaha yanıyor satanist kuyusunda
ardından mevlit ilani veriyor sürmanşet gazeteler
infilâk olup dağılıyor çocukluk saçları
tekil sancılar çoğul yalnızlıklara dönüşüyor karton evlerde
elma kokulu geçmişe ağlıyor plastik bebekler
sedef küpeler kulağında gelin olduğu gece
kemiksi bir yüz ifadesi korku makyajı
ruj ormanında yalın ayak kalmış bir bebek
rimel parkında salıncaktan düşmüş bir çığlık gibi katreler
çarmıh tadında bir yüzük parmağını çıtlatıyor
tap taze kokar toprağı ölebilseydi eğer
inziva nikahı mihri sonsuz gözyaşı
sûrelerle kınalanmış pempe patikler
süt kokan ağzı şarapla yıkanıyor
kırmızı sardunya dikili pencerenin önünde
gazel ninnisi söylüyor
sen idam mahkûmuna sorulan o sorusun lüsyen...
Aslı gibidir/