masada iki keşkül ,iki kaşık...
BU GECEDE,
TAKILI KALIVERDİM
bir varmış bir yokmuşlarıma
ben yirmi üç
sen ise 20 de
adı neydi unuttum işte
kaymakamın evinin sokağında
o pasahanede..
masada iki keşkül
iki kaşık
dudaklarımızda söylenmemiş
onlarca sözcük
bir konuşabilsek...
gözleri de haydi artık sabırsızlığı
dudaklarım korkularda
elim gidiyor kaşığa
ve bir çırpıda daldırıp keşküle
uzatıyorum dudaklarına
sonra sende aynı cesaretle
bana uzatıyoırsun
keşkülde ne merajlıynmış yenmeye
duranıyoır yerinde
ve kıpırdıyor dudakların
beklerim...
bende ellerini tutup
sayılı gün çabuk biter diyorum...
sonra nasıl olduysa
ne sen bekledin
nede ben geldim
ne derlerse adına
kaybolduk dünün
bir varmış bir yokmuşunda...
dün orada
o sokakta idim
duvarlar aynı ama butik olmuş pastahane
yakında sende geçmişin o sokaktan
kaldırımında ayak izlerini
camlarda göz izlerini gördüm
ne kadar silseler de
çıkartamamışlar gözlerinin nemini...
Mehmet TUNÇER