Mavisi Çiyli Sevdalar
ıslak dudakları korlaştıkça masumiyetimizin
akşamların kızılından içelim kana kana...
mavisine bahar sisi çökmüş rıhtımda
ellerimi tut yeniden
deniz fısıldarken iskelenin kulağına yarınlarımızı
biz yine doyumsuz sevda nöbetlerine dalalım
heyecanın doruklaşan titrekliğinde
sandalları kıyıya vursun denizin
martıların çığlıklarında inlesin aşkımızın sefası
ak güvercinler uçuşsunlar
gönül otağımızın maviliklerinin sonsuzluğunda
kanatlarından
aşkın cemresi düşsün sevdalıların rüyalarına
ellerim terledikçe avuçlarında
utancından dumanı darmadağın olsun gözü yaşlı iskelenin
baharın ıslak ayakları çehresine düşmüş o rıhtımda
ellerimi tut yeniden
ben yine beyaz elbisemi giyineyim
kollarımı dolarken öylece boynuna
üzerine geceyi kıskandıran saçlarımı salayım
aşkımızın yanan çehresine
göğün çağlayan gözlerinden
düşsün ılık haziran yağmurları
çırılçıplak sevdamıza
damlasın gecenin serinleten şavkı
koyun koyuna sancağımıza
doğsun uykulu gözleri yakamozların
selam dursun ufka doğru yol alan gemiler
mart menekşeleri çoşsunlar bizim bayırlarımızda
etekleri sırılsıklam olan sevdamızla
bülbüller hiç susmasın dallarda
doyumsuz sevdamızın yarınlarına
el ele göz göze gebe kalalım...