Merjemâ / Düş
Her zaman son dediğim o efkâr sigarasının ilk nefesindeydim
Ufak bir kelime dolanırken dilime
İç sızlatan bir nefes daha alıp
Son dedim.
...
Bu gecenin ilk yıldızı düşmüştü kirpiklerime
Söylenmeyi bekleyen onca cümleyi
Hangi defter yaprağına sığdırabilirim diye düşünürken
Hiçbir kelimeye sığamayacağını anladım
Üzgünde değilim esasen
İçime sığdıramamanın kaygısı öylesine huzur verici ki
Gözlerimi geceye bıraktığım vakit anlıyorum
Düş koynuma girmeye görsün
Şehvetli bir ön sevişmenin tadı kalıyor damağımda.
Sevgili!
Sana kaçıncı cümle sonunda yaklaşsam
Bütün şairler susuyor.
İmgesi yitik bir cümle kuruyorlar
Ama diyorlar
Ya düş-se elinde ki sigara
Ve o diline sürten yalnızlığın yitik sesi
Kalemine dolansa
Karalamasa imgelerin piç sesini
Yani her cümle başına payına yalnızlık düş-se.
Olsun diyorum.
Oysa bilmiyorlar
Kaçıncı kan kaybında yitirmiştim
Sana olan mesafeleri
Ve hangi şehirde sana benzeyen bir adam görsem
Uzaktan uzağa seviştiğimi.
Duy!
Kimsesizliğim cılız bir adamın bünyesine dolandığı vakit anlıyorum
Sen kirpiğime yağıp
Dudağımda soluklanan ilk yıldızdın.
Bu yüzdendir ki
Sana duyduğum saplantı
Her şehirde son buluyor
Her istasyonda el sallıyorum sana
Islak nem kokan duvarların arasında kayboluyor o kelime.
Sahi
Hiç ince parmaklarını açıp
Avuçlarının sıcaklığını yolladın mı şehrime?
Bu rüyâ mı ?
Bilmiyorum
Ama
Ne vakit rüzgâr dolansa siyah saçlarıma
Anlıyorum ki
İçli bir bakış kadar yakınımdasın.
Tüm şehri susturuyorum o vakit
Bütün yıldızlar ayaklarıma seriliyor
Ve sen
Uzaklığın kadar iç acıtıcı yalnızlık
Eteklerime dolanıyorsun.
Dedim ya
Son sigaramın ilk nefesi olup
Ciğerlerime batıyorsun.
İçli bir nefes daha alıyorum
Kaybolup gidiyorsun iki dudağımın arasından.