Nasıl Bu Kadar Kirlendin
Sen geldin ya aklıma,
Yine bu gece.
Bu şehir kan kırmızı zifirileri kusuyor,
Özlemini bohçalamış eteğime.
Sırtımı ıslatan soğuk terler,
Yorganı bile üşütüyor kendince...
Pusu kurmuş yine hasretin,
Gizlenmiş sinsice torosların ardına.
Dumanlı havayı bekliyor,
Kurtlar çakallar ittifakında...
Ayağımla ezip geçtiğim çimen bile,
Tekrar kafasını kaldırıp,
Yine gülümseyerek bakabiliyor gökyüzüne.
Ama ben seni sevdiğim için,
Bakamıyorum bile kendi yüzüme...
En sırlı aynalar bile sır vermiyor artık bana,
Kör pişmanlığım yadsıyor sineme.
Ha bire,
Düşüp kalkıyorum yerlere.
Her tarafım kir pas içinde...
Yetmez ki,
Atın beni çöplüklere,
Lağam suları yıkasın her yanımı.
Daha çok,
Daha çok kirleneyim.
Ama gel gör ki nafile,
Atsalar da beni pislik dolu bir kuyuya,
Ne kadar kirlensem de,
Senin kadar kirlenmem ya...