O Şehir Bıraktığın Gibi Değil
O şehir bıraktığın gibi değil
hüzünlerin dalga dalga ,ne olur beni işit
biraz bana eğil !
efkârlıyım
soruyorum ...nerede mukaddes anılarım
suların,alın yazın, deniz kenarın
biliyorsun aşinâyım
lâkin tozlanmış güneşin
ve ürperen ay ile birlikte yaralıyım
yürüyorum
sağa dönüyorum
sola yatıyorum
olmuyor
kubbelerine uçamıyorum
soruyorum
uykunun mahmurluğuyla Topkapı ve surlar neden rutubetli
aniden köprünün altından bir balıkçı geçiyor
özgürlüğün kadar kokmuyor
ebedi zulûm var,balıklar duvarlarına çarpıyor
şehrimin altında ,doğmadan ölüyor
sen o ,İstanbul değilsin
sığındığım İstanbul
tutunduğum İstanbul
padişah türbeleriyle örülmüş kilim desenli
şarkılarla beslenmiş İstanbul
yarım bıraktın beni
bastığım taşlar taş değil
ip gibi inceldin, düşmeden bir yürüyebilsem seni
sen !
Orhan Veli'nin İstanbul'u !
bir eski türküdür ,püfür püfür dinlediğim
boğazının nakış nakış serinliğini hissettiğim
denize vuran mehtabının düşlerini bile özlediğim
Istanbul !
benim istediğim değilsin
nerede ediplerin,şairlerin
nerede edebi sesin
ruhuma sinen mehter'in
nerede, minare minare rahlelerde Kur'ân'ın
her dem sokaklarda ,aşksız ve cam kesiği çeşmelerinde ağrıların
kulaklarımda inim inim sesin
yadigâr Istanbul, acı acı vapurun dumanında
kendi elemiyle bembeyaz Kız kulesi'nde,Sarayburnu'nda
bir teselli ver, mâbetlerimin mimarları
güneşin vurduğu sarayların camları
nerdesin
efsanevi hikâyeni tasavvur et,Sultanahmet
yedi tepe
yedi renk
n'olur ,erişilmezliğine devam et
şimdi
dalınca gözlerim semâya
böyle bir ilâhi iklimde, ağlaya ağlaya
sokaklar küsmüş
kudsî özümüz üşümüş
o şehir bıraktığın gibi değil İstanbul
vuruyor dalgalar yalılara,yalılar dalgalara
kimbilir
kibirli ve sessiz bir tükeniş
kimbilir
Rumelihisar'ında
bu şiirin akışında sabah sabah öze dönüş
kimbilir
bir ayrılık akşamında
Adalar'da
el sallar gibi son vapura serzeniş
kimbilir