Ömrümün Ak Yazısı
ömrümün ak yazısına
babama;
sancısı asırlar süren
mabed önü beklemelerimde
otağına kuş sesleri verdiğim
susup dillendiremediğim öykümsün
mevsime gül ağlattığım günlerde
toprak kokususun çocukluğumun
merhamet denen bayram hediyelerini
her gündoğumu yastığımın altına saklayan
zamansız uyanışlarımda seyrine hüzün düşürdüğüm
ve hep gideceksin korkusundan olsa gerek
kuşanamadığım berrak bir dokunuş olurdu adın
bayram öncesi sakalımda saklı kentler
gözlerinin ağırlığıyla yollama
ağarmamış tek bir telimi
pusuda bekleyen eşkıyadır ağrıların
dermanını alacak bir seher vakti
kuş sesinde kadife ağıtlarım kalacak
biliyorum...
ama yine de
on'a kadar saymanın
en uzun olduğu zamanlarda
parmaklarım kadar bayram getir bana
ne olur baba sadece on kadar dayan
hadi biraz daha
.
.
.
hadi baba
.
.
.
çay demledim kalk...