Pamuk Eller Cebe
yine sustu yüzümün rengi
boynum yine borçlu güneşe
gücendi sana doldurduğum bakışlar
tanrı külüne düştü yine göğüs kafesi
yine senden sonra tufan
ayrılık sonrası kör aşama
yine mahrem kullar bezirganlığı
aşamadı aşkı bir akşam daha diyeti
saksılarda menekşe yok artık siyanür sefa sürüyor
özleme salladığım mektuplar çöp kutusundan geri dönüyor...
geceye fitili kesik nikotin kusuyor dudaklar
melankoli sarılacak yine soğuk nefeslere,yerine
esrar gibi uçacak camlardan acziyet
uçacağım yine sensiz cennet körü karanlıklara
yine susturulmuş şarkılara isyan kuşanacak ahdım
ihmalden asılacak şimal yanından müebbet ağrım
bıktım artık
özleyecek yine resmini avuçlar
doğrar gibi yine parmak mı basacağım adının üzerine
yine kağıda çizilmiş kuşları mı boyayacağım mavi yerine
ne çok uzamış saçların aciz travma
zamanın sarhoş bir anında kaçıracağım seni
aklım müsaade ederse...
sevmek yürek isterle başlar tüm şarkılar
yatarım akıl boşluğuna usulca gömülürüm koynuna
bir sonraki ihtimali kazarken anılar
duyuyor musun
bir kırlangıç yuvası daha yok edildi
yerle bir yüzle baş aşağı kehanet sayhalar
müfreze soluklu ensiz ve yensiz mintanlar
hani yürek severse olgunlaşırdı sevdalar...
şimdi
dalgalar vuruyor yine körelmiş o/dama
aşk akıtıyor kırmızı kartuşlu güruh
evet
yürek alışkın kalın kalem yaralarına da
buselik bir makamın ellerinde sicili kızıl saldırılarına
duy tek hecelik vazgeçilmez dize
seni sevdiğim kadar yaralıyım işte
kapalı kapılar ardında ışırken gece
bir kere daha
sevda diyetine elden kalan
yine pamuk eller cebe...
demir paslanır ama us(l)anmaz merak etme...
ToprağınSesi