Pervanelerin Titreşimi
beklediğisin
buhranı anlaşılan çatlayan sabahların
zaman bölünmeleri teselli edilmiyor
takvimlerin söz dinlemezliği
her duvarda sancıyı fısıldıyor
fırçanı al
yüreğime batır
nakkaşıma sakladım tüm sırlarımı
isyana kalkışmadan kilitli odalar
dili damağı kurumuş
topraklarıma girmelisin
tutkuyla koşmanın aklı uçmuşluğuyla
üşütmeyi bilmeyen
rüzgar gibi gelmelisin
ekinsiz akşamları öldürdüğünü
inandırsın gözlerin
karanlığın son öpüşünden kurtulup
bana devrilecek su burcundan gelen ışık
yaşanmamışlığın öyküsüne soyunan tarlalara
çıplak kuşlar konacak
ağır uykulara yatmış ölü ruhlar canlanacak
ay saklasın şehvetini
nefes yanıp sönen renklerin deviniminde
adlandırılmayan bir bütünleşmenin
titreşim vaktidir zaman
ağzı kireç tutmuş kuyunun düşü çözülecek
zemzem dalgalar içinde ateş duruşlu bir balık
baygınlık geçirene dek dans edecek
bezgin hatıraları tenhalara saklayınca uçurum
hiçliğin sesi kesilecek
gece diplerinden gelen ecel
arka bahçede beklesin pervaneleri